Ekonomi:
Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya TL çağrısını değerlendirdi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, “Yerel paranın değerini koruması, ticari işlemlerde ana değişim aracı olarak kullanılması finansman kararlarında yerel paranın TL’nin esas alınması son derece önemli. Bu yönüyle buradaki yaklaşımı biz elbette Merkez Bankası olarak destekliyoruz” dedi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya, “2017 Yılında Para ve Kur Politikası” konulu toplantıda bir sunum yaptı. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası olarak fiyat istikrarına odaklı para politikası duruşunun korunduğu bir çerçeveyi esas aldıklarını ve önümüzdeki dönemde de bu çerçeveyi korumaya devam edeceklerini belirten Çetinkaya, “Enflasyonun 2017 yılında yüzde 6,5’e geriledikten sonra, 2018 yılında yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını öngörmekteyiz. Yılın son çeyreğinde iktisadi faaliyette ılımlı bir toparlanma öngörmekteyiz. 2017 yılında ise ihracat kanalından büyümeye gelen desteğin artacağını değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde toplam talep koşullarının enflasyona katkısının aşağı yönde aşağı yönde olmasını beklemekteyiz. Cari işlemler dengesi 2011 yılından itibaren kademeli düzelme eğilimi gösterdi. Enflasyon raporu dönemine göre risklerin bir miktar yukarı yönlü olduğunu söyleyebiliriz. Yakın dönemde TL’de de belirgin bir döviz kaybı gözlendi. Döviz kuru ve ithalat fiyatlarına ilişkin gelişmeleri enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarına yansımalarını Merkez Bankası olarak yakından takip etmekteyiz. Yakın dönemde yaşanan döviz kuru hareketlerinin 2017 yılı birinci çeyreğinden itibaren enflasyon üzerindeki etkili olacağını değerlendiriyoruz. Son dönemdeki döviz kuru gelişmeleri ve vergi ayarlamalarına rağmen gıda fiyatlarındaki olumlu görünüm ve iç talepteki ılımlı seyir nedeniyle yüzde 7,5 olan 2016 yıl sonu enflasyon tahminimizi korumaktayız” ifadelerini kullandı.

“Önümüzdeki dönemde Para Politikası kararlarımız enflasyon görünümüne bağlı olmaya devam edecek”
2017 yılı görünümüne baktıklarında birbirini dengeleyen iki faktör olduğunu söyleyen Çetinkaya, şunları kaydetti:
“Bir taraftan döviz kurundaki gelişmeler enflasyonu yükseltirken diğer taraftan iktisadi faaliyetin ılımlı seyri bu etkiyi kısmen telafi ediyor. Para politikasının görünümü açısından orta vadede hangi etkinin daha baskın olacağı önemli olacak. Yakın dönemde küresel belirsizliklerdeki artış ve yüksek oynaklıklara bağlı olarak yaşanan döviz kuru hareketlerinin enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları üzerindeki olumsuz etkisini sınırlamak amacıyla temkin düzeyimizi güçlendirerek bir miktar parasal sıkılaştırma gerçekleştirdik. Önümüzdeki dönemde Para Politikası kararlarımız enflasyon görünümüne bağlı olmaya devam edecek. Enflasyon beklentileri fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeleri yakından izleyerek para politikasındaki temkinli duruşumuzu sürdüreceğiz. Para politikası duruşunu oluştururken yaşanan şokların geçicilik kalıcılık durumunu ve ana trendler üzerindeki etkilerini de dikkatle değerlendiriyor olacağız. Gelişmeleri yakından takip ederek elimizdeki bütün araçları uygun bir bilişimle ve doğru yerde kullanmaya gayret ediyoruz. Yakın dönemde döviz piyasasına dair seçici tedbirler almaya devam ettik. Kasım ayında yabancı para zorunlu para karşılık oranlarında yaptığımız indirimle piyasaya döviz likiditesi sağladık. ayrıca ihracat reeskont kredileri kapsamında yıl sonuna kadar yapılacak olan geri ödemelerin vade uzatımına veya TL cinsinden yapılabilmesine imkan tanıdık. Buna ek olarak enerji ithalatçısı kitlerin döviz talebini kısmen karşılamaya devam ediyoruz. Özetle Merkez Bankası olarak para politikası duruşumuz enflasyon görünümüne karşı sıkı, döviz likiditesinde dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici niteliğini korumaktadır. Fiyat istikrarının ekonomik istikrar açısından öneminin tüm ekonomik aktörlere sağlayacağı kazanımların kamuoyuyla paylaşılması iletişim politikamızın temel önceliklerinden birisidir. Enflasyona ilave katılık ve oynaklığa yol açan yapısal unsurlarla ilgili kamuoyunda farkındalığı arttırmaya ve ilgili paydaşlarla eşgüdüm sağlamaya yönelik çabalarımızı sürdüreceğiz.”

Merkez Bankası’nın 2017 yılı kararları
Toplantıda basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Çetinkaya, Merkez Bankası’nın 2017 yılına ilişkin alınan kararlarının detaylarının sorulması üzerine, “Bugünkü sunumumuz para ve kur politikası toplantısı. Metnimiz teknik detayları içeren TL ve döviz başta olmak üzere likidite yönetim kararlarımızı ve bunun çerçevesini belirten bir metin. Orada önümüzdeki yıla dair detaylı mesajları bulacaksınız. Ana çerçevemizi korumaya devam ediyoruz. Ana çerçevemiz Merkez Bankası’nın temel hedefi olan fiyat istikrarına ulaşılması çabası içerisinde mevcut hedefimizi ve orta vadede yüzde 5’lik hedefimizi koruyan bunun yanında finansal istikrarı gözeten elindeki tüm araçları bu çerçevede kullanan bir politika duruşuna işaret ediyor” açıklamasında bulundu.

“Buradaki yaklaşımı biz elbette Merkez Bankası olarak destekliyoruz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ’dolarınızı TL’ye çevirin’ açıklamasıyla başlayan ’dolar bozdurma’ kampanyalarına bakış açısının sorulması üzerine Çetinkaya, “Yerel paranın değerini koruması, ticari işlemlerde ana değişim aracı olarak kullanılması finansman kararlarında yerel paranın TL’nin esas alınması son derece önemli. Bu yönüyle buradaki yaklaşımı biz elbette Merkez Bankası olarak destekliyoruz. Merkez Bankasının temel amacı olan fiyat istikrarının sağlanması, Türk lirasının değerini ve kullanımını destekleyecek en büyük çaba. Bunu da elde edebilmek için önümüzdeki dönemde elimizdeki araçları kullanarak TL’nin değerinin korunması ve iktisadi faaliyette ana değişim aracı olarak kullanılması yönünde desteğimizi veriyor olacağız” değerlendirmesinde bulundu.
Türk bankalarının alt yapı projelerine sağladıkları önemli miktarda krediler olduğunu kaydeden Çetinkaya, “Uluslararası piyasalarda da örneğini gördüğümüz gibi bu proje finansmanı kredilerine ve projelere dayalı olarak menkul kıymetleştirmelerinin gerçekleştirilmesi gündemde. Buradaki amaç bir yandan sermaye piyasalarının gelişimine katkıda bulunurken bir yandan banka bilançolarının esnekliğini arttırmak seyyaliyetini artırabilmek. Bu yönde çalışmalar var. Bu piyasanın oluşması öncelikli hedef. Sonraki dönemlerde piyasa gelişmelerine göre diğer unsurlar dikkate alınabilir. Sermaye piyasalarının derinleşmesi açısından bu adımların olumlu olacağını Merkez Bankası olarak değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu.

“Sadeleşme açısından hedeflediğimiz kazanımları büyük ölçüde elde etmiş durumdayız”
Para politikasının sadeleştirilmesiyle ilgili atılacak adımların sorulması üzerine Çetinkaya, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sadeleşme konusunda duruşumuz net ve hala aynı duruşu koruyoruz. Mart ayından itibaren sadeleştirme amacıyla önemli adımlar attık. Küresel risk iştahı da bizim açımızdan destekleyici oldu. Hangi noktadayız? Son enflasyon raporu toplantımızda da değinmeye çalışmıştım. Sadeleşme açısından hedeflediğimiz kazanımları büyük ölçüde elde etmiş durumdayız. Likidite yönetimimiz çok daha öngörülebilir hale geldi. Yüksek frekanslı para politikası uygulamıyoruz. İki politika kararı arasında para politikası duruşumuzu değiştirmiyoruz. Öngörülebilirlik ve para politikası aktarım mekanizmasının etkinliği anlamında aslında önemli mesafe kat etmiş durumdayız. Para politikası kurulu önümüzdeki dönemde süreci değerlendirecektir. Uygun koşullar oluştuğunda sadeleşme adımlarını tamamlamayı planlıyoruz. Sadeleşme ve bitiş tarihinden ziyade ki bu çok uzak bir tarih olmayabilir para politikasının duruşuna odaklanılması daha sağlıklı olabilir.”

“Yeni dengenin nerede oluşacağı henüz belli değil. Şokun bir bölümünün geri alınma olasılığı da var"
2017 yılı para ve kur politikası çerçevesinde 2017’ye ilişkin döviz kuru beklentilerinin sorulması üzerine Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya, “Merkez Bankası’nın nominal bir döviz kuru hedefi yok. Ancak zaman zaman özellikle küresel piyasalardaki dalgalanmaların varlık fiyatları ve kur üzerinde önemli etkileri olduğunu görüyoruz. Bizim açımızdan bu döviz kurundaki ani hareketlerin fiyat istikrarına kalıcı bir etki bırakıp bırakmadığı öncelikli soru. Bunu anlamaya cevaplamaya çalışır, elimizdeki araçlarla gereken tepkiyi bu çerçevede veririz. Bunun dışında döviz kurunun iktisadi temellerden belirgin şekilde kopması, piyasa derinliğinin kaybolduğu olası durumlar ve finansal istikrara dair risk oluşması halleri de bizim açımızdan önemlidir. Bu durumlara Merkez Bankası elbette kayıtsız kalmaz. 2017 yılına da olası etkileriyle düşündüğümüzde küresel piyasalarda ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde kayda değer bir yeniden fiyatlama yaşanıyor. Yeni dengenin nerede oluşacağı henüz belli değil. Şokun bir bölümünün geri alınma olasılığı da var. Geçmiş yıllarda benzer dönemleri farklı sahiklerle yaşadık. 2013’te Para Politikalarının normalleşme sürecinin ilk sinyali, 2015 yılında Eylül FED’in faiz arttırımına dair kısa sürede artan beklentiler gibi muhtelif faktörlerle geçmişte de bu tarz durumları yaşadık. Bu dönemlerde yüksek frekanslı tedbirler beklenmemesi gerekir. Gelişmeleri dikkatle değerlendirip, şokların geçiciliği kalıcılığı ve ana trendler üzerindeki etkilerini yorumladıktan sonra Merkez Bankası gerekirse tüm araçlarıyla adım atmaya devam eder. Önümüzdeki dönemde de döviz kuru gelişmelerine bakışımız bu çerçevede şekillenecektir” diye konuştu.
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

SGK’dan ertelenen sigorta primleri açıklaması
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), ertelenen sigorta primleri KDV mahsubuyla ödenebileceğini açıkladı.

Haberi Oku